İngilizce Dil Eğitim Platformu.




Advertisement-firatboyan.com




Beğendiğiniz içerikleri facebook twitter veya g+1 üzerinden paylaşarak konuların daha fazla kişi tarafından görüntülenmesine yardımcı olabilirsiniz.


category 25.09.2014 category 1 Yorum

Günlük Hayatta Kullanılan Fiiller-VERBS

verbs İngilizce, Türkçe’ye göre daha fazla özel kelimenin olduğu bir dildir. İngilizcedeki 4-5 farklı kelime Türkçe’de bir kelimeyle karşılanabilir. Fakat İngilizce konuşmak için Türkçe karşılığı aynı olan 4-5 İngilizce kelime içinden doğru kelimeyi seçmeniz gerekir. Eğer siz Türkçe karşılığı aynı olan 4-5 İngilizce kelime arasındaki farkları bilmiyorsanız doğru kelimeyi seçerek konuşmanız mümkün değildir. Örneğin İngilizcedeki “below, under ve beneath” kelimeleri, Türkçede “altında” kelimesiyle karşılanır. Fakat İngilizce konuşurken bu kelimelerin arasındaki anlam farklarını bilmiyorsanız, yanlış seçim yapma ihtimaliniz büyüktür. Bu çalışma da tam buna yönelik sorunların kısmen giderilebilmesini amaçlamak için yapılmıştır.

Dile hakim olmak, istenilen sayıda ve anlamda değişik cümle kurma yeteneğine sahip olmak demektir. Bu da, doğrudan doğruya kişinin, öğrendiği kalıplara ve her şeyden önce bunları getirecek geniş bir ingilizce fiil hazinesine sahip olmasına bağlıdır.

Her dilde olduğu gibi Türkçede de bir çok fiil günlük anlamından başka birkaç veya birçok anlamda kullanılır. Mevcut sözcükler, bunların İngilizce karşılığını sıra halinde toplu olarak vermektedir.

Şöle ki:

işlemek:
to work, to function, to operate, to run, to work up, to process, to perform, to commit, to do; to generate, to engrave, to carve, to canvas, to embroider, to eleborate; to handle, to manipulate; to inlay, to ornament; to accrue.

göstermek:
to indicate, to show, to point out, to demonstrate, to display, to exhibit; to manifest, to offer; to extend, to explore; to appear, to prove
olarak yer alıyor.

İngilizce konuşan toplumlar arasında uzun yıllar yaşamış olanlar hariç, engin ve her konuda yeterli bir kelime hazinesine sahip olmadan, bunların arasında sağlıklı bir seçim yapmak olanaksızdır. Rastgele çoğu zaman yanlış ve uygun olmayan kelime seçiliyor. Bu düşünceden yola çıkıp, birden fazla anlam taşıyan sözcükler için ayrı ayrı tanım getirerek, Anlam Endeksi yönetemi uygulanmıştır.

Anlam Endeksi mantığı şu şekildedir:

İşlemek,
belirli bir duruma getirmek anlamında: to process [proses].
“- Bunları nerede işliyorsunuz? Where do you process these?”
çalışmak anlamında: to work.
“-Nerede çalışıyorsun? Where do you work?”
faiz işlemek: to yield [yi:ld].
içine girmek anlamında işlemek: to penetrate.
leve vs. için: to work into.
“-Leke kumaşın içine işlemiş. The rust has worked into the cloth.”
Taş işlemek: to cut.
“Toprak için: to cultivate [kaltiveyt].”
Tren, otobüs, vapur vs. işlemek: to run.
“Ankra ile İstanbul arasında işeleyen bir tren var. There is a train running between Ankara and İstanbul.”
Vapur içi: to play.
“Sirkeci ve Üsküdar arasında işleyen bir vapur var. There is a ferry that plays between Sirkeci and Üsküdar.”

VERBS (FİİLLER)

-A-
> Acele etmek: hurry/’hari/
> Acıtmak: hurt/hö:t/
> Acı çekmek: suffer/safı:/

> Açmak,
>> genel anlamda: open/oupın/
>> bayrak için: unfurl/anfö:l/
>> çiçekler için: blossom/blosım/
>> hava için: clear up/kliı ap/
>> ışık açmak: switch (turn) on/swiç (tö:n) on/
>> kalem açmak: sharpen/şa:pın/
>> kilit açmak: unlock /anlok/
>> renkler için: lighten/laytın/
>> sır ve gizli tutulan bir şey için: disclose/disklouz/
>> şemsiye açmak: unfurl/anfö:l/
>> tesisleri(törenle) açmak: inaugurate/ino:gyureyt/
>> tıkalı bir şeyi açmak: open up/ouıpn ap/
>> yayarak açmak: spred/sıpred/
>> yol açmak(neden olmak anlamında): cause/ko:z/
>> yumak ve doşalmış şeyleri: unravel/anre:vıl/

> Aç bırakmak: starve /sta:v/

> Açıklamak: explain/ik’spleyn/
>> açığa vurmak anlamında: expose/ikspouz/
>> bilgi vermek anlamında: announce/inauns/
>> gizli bir şeyi (açığa vurmak) anlamında: disclose/disklous/
>> örnekler vererek: illustrate/ilıstreyt/

> Ad koymak: name/neym/
> Adını anmak: mention/menşın/
> Adamak: devote/di’vout/
> Adım atmak: step/step/
> Affetmek: forgive/fı’giv/

> Ağarmak,
>> gün için: down/do:n/
>> saç için: turn grey/tö:n grey/

> Ağlamak: cry/kray/
> Ait olmak: belong to/bi’long tu/

> Aktarmak,
>> genel anlamda aktarmak: transfer/te:nsfö/
>> bir kaptan diğer kaba: empty/empti:/
>> bir yerden diğer bir yere: move to… from…
>> birinin sözleni aktarmak: quote/kwot/
>> çatı kiremitleri için: retile a roof/ritayl ı ru:f/
>> çeviri için: translate into/tre:nsleyt intu/
>> elden ele: hand on/hend on/

> Akmak,
>> Genel anlamda: flow/flou/
“This river flows into the Black sea.(Bu nehir karadenize akar.)”
>> azar azar akmak: bribble/dribl/
>> ince şerit halinde akmak: trickle/trikıl/
>> mum için: gutter/gatı/
>> sıvılar için: leak/li:k/
>> su vs. için: run/ran/
“The water ran in vain for hours (Su saatlerce boşa aktı.)”
>> damla damla: drip/drip/
“Water was dripping from my face (yüzümden damla damla su akıyordu)”
>> zaman için: elapse/ileps/

> Akıtmak,
>> kan ve göz yaşı için: shed/şed/
>> yağ vs. için: leak/li:k/

> Aksatmak,
>> gecikmesine yol açmak: delay/diley/
>> mani olmak anlamında: hold up “what’s holding up the traffic ahead? (ileride trafiği aksatan ne?)”

> Alkışlamak: apploud/ı’plo:d/

> Alevlenmek,
>> tutuşmak anlamında: kindle/kindıl/
>> patlak vermek anlamında: flare up/fle:r ap/ “The quarrel has flared up again (Kavga yeniden alevlendi)”

> Almak: take/teyk/
>> almak, alıp götürmek: take.
>> bir yerden teslim almak(birini bir yerden almak): collect/kılekt/
>> satın almak anlamında: buy/bay/
>> bir şehri savaşarak almak: capture/kep:çı/
>> ad almak(ün kazanmak anlamında): become famous/bikam feymıs/
>> askıya almak(belirsiz bir zaman için): suspend/sıspend/
>> elinden almak(zorla): wrench/renç/
>> nefes almak: breath/breth/
>> içki ve yiyecek için: have/hev/
>> işe almak anlamında: engage/ingeyç/
>> yolcu için: pick up/pik ap/
>> zaman için: take/teyk/
“This work will take a week(bu çalışma bir hafta alacak.)”
>> ders almak: take lessons/teyk lessınz/
>> risk için: take a risk/teyk e risk/
>> intikam almak: take revenge /teyk rivenc/
>> içine sığmak anlamında: hold/hold/
“This bus holds 60 people(bu otobüs 60 kişi alır.)”
“This stadium holds 200,000 people (Bu stadyum 200,000 kişi alır.)”
>> kabul etmek anlamında: accept/ıksept/
“I cannot accept that(ben bunu alamam’kabul edemem’)”
>> temizlik bakımından: sweep/swi:p/
“Could you sweep the corner please? (köşeyi süpürgeyle alır mısınız?)”
>> tedbir akmak: take measures
>> cesaret almak: take heart
>> şekil almak: take form
>> karar almak: take decision

Not: Asıl anlamı ‘almak’ olan take fiili, özellikle isimlerle birleşince dile çok sayıda ve değişik anlamlarda yepyeni fiiller kazandırır.

Bu gibi fiil kuruluşları şunlardır:

>> oturmak: take a chair
>> tatile çıkmak: take a holiday
>> sınava girmek: take an exam
>> fırsat bilmek: take the opportunity
>> karışmak: take part

> Alıkoymak,
>> ayırıp saklamak anlamında: keep/ki:p/
“I am keeping this for you (Bunu sizin için saklıyorum)”
>> bir yerde tutmak anlamında: detain/diteyn/
“I cannot detain you any further (Sizi daha fazla alıkoyamam)”

> Anlamak: understand/andı’stend/
> Anlaşmak: agree/ı’gri:/
> Aramak: look for/luk fo:/
> Araştırmak: search, seek/sö:ç, si:k/
> Artırmak: increse/ink’ri:s/
> Arzu etmek: desire/di’zayı/
> Askere almak: enlist/in’list/
> Asmak: hang/heng/
> Aşık olmak: fall in love/fo:l in lav/
> Ateş etmek: shoot/şu:t/
> Atlamak: jump/camp/
> Atmak: throw/trou/
> Ayakta durmak: stand up/stend ap/
> Ayırmak: seperate/sepıreyt/
> Ayrılmak: leave/li:v/
> Azaltmak: reduce, decrease/ri’dyu:s, di’kri:s/

-B-
> Bağırmak,
>> yüksek sesle seslenmek anlamında (kızgınca): shout/şaut/
>> haykırmak anlamında: yell/yel/

> Bağlamak,
>> genel anlamda: tie/tay/
>> atfetmek anlamında: attribute/ıtribyu:t/
“what do you attribute this success (bu başarıyı neye bağlıyorsunuz)”
>> ayakkabı (bağcık) bağlamak: lace up/leys ap/
>> (birbirine) eklemek anlamında: fasten/fa:sın/
>> kemer bağlamak: fasten/fa:sın/
>> konuşmayı bağlamak: conclude/kınklu:d/

> Bağışlamak,
>> bir davranışı, bir hatayı: excuse/iksyuz/
>> birinin hayatını: spare someone’s life/spe: vans layf/
>> bağışta bulunmak anlamında: donate/douneyt/

> Bahse girmek: bet/bet/

> Bahsetmek,
>> söz etmek anlamında: mention/menşın/

> Başaramamak: fail/feyl/

> Bakmak,
>> birine, bir şeye genel anlamda: look at/luk et/
>> hizmet vermek anlamılamında: serve/sö:v/
>> görmek anlamında: see/si:/

> Batmak,
>> iflas etmek anlamında: to go bankrupt /be:nkrapt/
“Bu krizde birçok firma battı= During this crisis many factories went bankrupt.”
>> çok kirlenmek anlamında: to be badly soiled /soyıld/
>> dikiş iğnesi için: to prick.
>> böcek iğnesi için: to sting.

> Başarmak: succeed/sık’si:d/
> Başlamak: start, begin/sta:t, bi’gin/
> Batmak: sink/sink/
> Bayılmak: faint/feynt/
> Beklemek: wait/weyt/
> Benzemek: resemble/ri’zembıl/
> Bildirmek: report/ripo:t/
> Bilgi almak: inquire/ink’wayı/
> Bilgilendirmek: inform/info:m/
> Bilmek: know/nou/

> Binmek,
>> binek hayvanlar için: ride/rayd/
>> bisiklet için: ride/rayd/
>> gemi ve uçak için: board/bo:d/
>> otobüs ve tren için: get on/get on/
>> üstüne çıkmak anlamında: overlap/ouvı lep/

> Birleştirmek,
>> Bir bütün oluşturmak anlamında: to unite
>> Bir şeyi bir şeyle birleştirmek: to combine
>> Parçalarını birleştirmek: to piece together
>> Ertirmek suretiyle birleştirmek: to fuse /fu:z/

> Birleşmek,
>> Aynı görüşte olmak anlamında: to agree
>> Bir bütün haline gelmek anlamında: to unite
>> Bir şeyle birleşmek: to combine
>> Ortak olarak birleşmek: to associate with /ısouşieyt/
>> Siyasi veya ekonomik olarak bütünleşmek anlamında: to form a union with
>> Şirket ve kuruluşlar için birleşmek: to merge /mö:c/

> Bitmek,
>> Genel anlamda bitmek: to finish
>> Çok sevmek anlamında: to adore
>> Güçsüz kalmak anlamında: to be axhausted /igzo:stid/
>> Mahvolmak anlamında: to be ruined /ru:wind/
>> Oyun için: to be up “Artık oyun bitti= Well, the game is up”
>> Sona ermek anlamında: to end.
“Bu şikayetler hiç bitmeyecek= These complaints will never end”
>> Süre söz konusuysa: to run out.
“size verilen süre bitiyor= The period given to you is running out. ”
>> Tükenmek anlamında: to run out (of)
“içecekler bitiverdi= We ran out of drinks”,
“yolda benzinimiz bitiverdi= we ran out of gas on the way”

> Bitirmek,
>> bir şeyi genel anlamda: finish/finiş/
>> tamamlamak anlamında: complete/kımpli:t/

> Bocalamak,
>> kararsızlık göstermek anlamında: vallicate/ve:sileyt/
>> duraklamak anlamında: falter/fo:ltı/
>> konuşmada: get confused/get kınfyu:zd/

> Borçlu olmak: owe/ou/

> Boğmak,
>> havasızlık anlamında: suffocate/safikeyt/
>> boğazını sıkarak: choke/çouk/
>> ip vs. ile: strangle/stre:ngıl/

> Boğulmak,
>> havasızlık anlamında: suffocate/safikeyt/
>> suda: drown/draoun/

> Boşaltmak,
>> boş duruma getirmek: empty/empti/
>> ev, daire vs. için: vacate/vıkeyt/
>> bir silahı temizlemek anlamında: discharge/disça:c/
>> yük bakımından: unload/anlu:d/

> Boyamak: paint/peynt/

> Bozmak,
>> ahlak ve değerler için: corrupt/kırapt/
>> biçim için: deform/difo:m/
>> küçük düşürmek anlamında: humiliate/hyu:milieyt/
>> midesini bozmak: unsettle/apset/
>> aklını bir şeyle bozmak: obsess about/ıbses’ ıbaout/
>> suskunluğunu bozmak: break one’s silence
>> halkın huzurunu bozmak: disturb the public peace

> Böbürlenmek: boast/boust/

> Bölmek,
>> genel anlamda bölmek: divide/divayd/
>> ikiye bölmek: halve/halv’/
>> ikiye bölmek(ekmeği vb.): break in half, break in two
>> üçe bölmek: trisect/trisekt’/
>> dörde bölmek: quarter/kwatı’/
>> karelere bölmek: square/skua/
>> parçalara bölmek: carve/ka:v/
>> yarıya bölmek: cut in half/kat in half/
>> taksitlere bölmek: split (the payment/debt) into installments
>> yarıda kesmek anlamında: interrupt/intı’rapt/
>> çiftlere bölmek: divide in to pair(s)
>> uykusunu bölmek: disrupt one’s sleep/disrapt/
>> tekrar bölmek: subdivide/sabdivayd/

> Bulmak: find/faynd/
> Buluşmak: meet/mi:t/
> Bükmek, eğmek: bend/bend/
> Büyümek: grow/grou/

-C-
> Canını sıkmak: bore/bo:/
> Canını acıtmak: hurt/hö:t/

> Cesaret etmek: dare/deı/

> cevap vermek,
>> yaygın kullanım: answer/a:nsı/
>> sert cevap vermek: retord/rito:d/
>> beklentiye cevap vermek: cover the expectations
>> ihtiyaçlara cevap vermek: meet the requirements
>> tedaviye cevap vermek: respond to treatment
>> ters cevap vermek: rebuff/ribaf/
>> telefona cevap vermek: pick up the phone

-Ç-
> Çağırmak: call/ko:l/

> Çalışmak,
>> bedenen çalışmak: work/wö:k/
>> ders çalışmak: study/sıtadi/

> Çalmak,
>> ses için: sound/saund/
>> müzik aleti için: play/pıley/
>> müzik eserini icra etmek: execute/iksikyu:t/
>> telefon için: ring/ring/
>> zil bakımından: ring/ring/
>> ıslık çalmak: whistle/wisıl/ >> hırsızlık anlamında: thief /ti:f/

> Çıkarmak,
>> Dışarı çıkarmak: to take out.
>> Dışarı atmak anlamında: to expel.
>> Fırça ile (leke, kir vs.): brush off.
>> Hastalık çıkarmak: to catch. “kızamık çıkarmak= she has caught the measles”
>> Leke çıkarmak: to remove. “bütün lekeleri çıkarır= It will remove all stains”
>> Hatırlamak anlamında çıkarmak: to place.
“onun kim olduğunu çıkaramıyorum= I can’t place him”
>> Kusmak anlamında Çıkarmak: to throw out.
>> Misli olarak,
>>>> İki misline çıkarmak: to double.
>>>> Üç misline çıkarmak: to triple.
>> Silmek anlamında çıkarmak: to strike off.
>> Sürenin sonuna gelmek anlamında: to last.
“Bu parayla bir haftayı zor çıkarırız=This money will last hardly a week”
>> ürün çıkarmak: to bring out.
“bu hafta yeni bir ürün çıkarıyorlar= They are brining out a new product”
>> yayımlamak anlamında çıkarmak: to bring out.
“Yeni bir dergi çıkarıyorlar= they are bringing out a new mazagine”
>> yıkayarak çıkarmak: to wash off.
“bu marka lekeleri çıkarır mı= Does this brand wash off blood stains”
>> >> zorla çıkarmak: to drag out of.
“Polis onu zorla salondan çıkardı.=the police dragged him out of the hall.”
>> Anlam çıkarmak,
>>>> to put an interpretation to it.
“Bundan, böyle bir anlam çıkarmak doğru değil.=it is not right to put an interpretation to it” >>>> o infer/infö:/
“Bundan ne anlam çıkarıyorsun= what do you infer from this?”
>> Çürüğe çıkarmak: to scarb.
“bu çok eski gemiyi çürüğe çıkaracaklar=they’re going to scarb this very old ship.”
>> Elden çıkarmak,
>>>> Kurtulmak anlamında: to get rid of.
“Bu sineklerden nasıl kurtulacağız?=how will we get rid of those mosquitoes”
>>>> Satmak anlamında: to dispose of.../dispouz/
“Bu malı bugünlerde elden çıkarmak zor=it’s difficult to dispose of these goods nowadays.” >>>> Vazgeçmek anlamında: to dispense with…
“Bu belgeleri elden çıkaramayız=We can’t dispense with those documents”
>> Fesat çıkarmak,
>>>> İnsanları birbirine düşürmek anlamında: to set the people against one another.
>>> Ortalığı karıştırmak anlamında: to plot mischief.
>> Foyasını çıkarmak: to expose/ikspouz/
>> Geceyi çıkarmak: to live through the night.
“Bu geceyi çıkarırsa mucize olur=It’ll be a miracle if he lives through the night.”
>> İşten çıkarmak: to dismiss
>> İşten çıkarmak(geçici olarak): lay off.
>> Haklı çıkarmak: to justify.
>> Karaya çıkarmak: to land.
>> Kargaşa çıkarmak: to cause confusion/kınfyu:jın/
>> Kepazelik çıkarmak: to make a scene/si:n/
>> Keyfini çıkarmak: to enjoy oneself.
>> Keyfini çıkarmak(-in): to make the most of it.
“Istanbul’da son günümüz, dolayısıyla keyfini çıkarmaya karar verdik= ; It’s out last day in Istanbul, so we’ve decided to make the most of it.”
>> Koku çıkarmak: to give off a smell.
“Çok güzel bir koku çıkarıyor=It gives off a very good smell”
>> Özet çıkarmak: to make an outline.

> Çizmek: draw/dro:/
> Çekmek: pull/pul/

> Çözmek,
>> bağlı veya sarılı bir şeyi: untie/antay/
>> düğüm vs. için: unravel/anrevıl/
>> matematik ve fen için: solve/solv/
>> teknik bir sorunu: resolve/rizolv/

-D-
> Dağıtmak: distribute/di’stribyut/
> Dahil etmek: include/in’klu:d/
> Dalmak: dive/dayv/
> Danışmak: consult/kın’salt/
> Dans etmek: dance/da:ns/
> Davet etmek: invite/in’vayt/
> Davranmak: act/ekt/
> Değiştirmek: change/çeync/
> Denemek: try/tıra:y/
> Denetlemek: inspect/inspekt/
> Destek vermek: assist/ı’sist/
> Devam etmek: continue/kın’tinyu:/
> Dikkat etmek: notice/’noutis/
> Dikmek: sew/sou/
> Dilemek: wish/wiş/
> Dindirmek: relieve/ri’li:v/
> Dinlemek: listen/’lisın/
> Diz çökmek: kneel/ni:l/
> Doğramak: saw/so:/
> Dokumak: weave/wi:v/
> Dokunmak: touch/taç/

> Doldurmak,
>> yaygın kullanım: fill/fil/
>> form vs. doldurmak: fill out
>> taşıtın benzin deposunu doldurmak: tank up/tenk ap/
>> silah doldurmak: ram/rem/
>> torbaya doldurmak: bag/beg/
>> (bir şeyin) yerini doldurmak, yerini almak: replace/ri’pleys/
>> (bir kimsenin) yerini doldurmak: take someone’s place
>> çuvala doldurmak: sack/sek/
>> tıka basa doldurmak: stoke/stu:k/
>> susuyla doldurmak: swap/swep/
>> fazla doldurmak: overload/ovı’lu:d/
>> pamukla doldurmak: pad/ped/
>> şişeye doldurmak: bottle/badıl/
>> yarıkları doldurmak: chink/çink/
>> düzensiz bir şekilde doldurmak: clutter/kılatı/
>> ağzına kadar doldurmak: heap/hi:p/
>> miyadını doldurmak: be over/bi: ouı/

> Dökmek: pour, spill/po:, spil/
> Dönmek: turn/tö:n/
> Döşemek
>> Genel anlamda kaplamak: cover/kavı/
>> Boru vs. için: lay/ley/
>> Halı vs. için: spred/spred/
>> Bir evi eşya ile döşemek: furnish/fö:niş/
>> Kaldırım taşı döşemek: pave/peyv/
>> Yaymak anlamında döşemek: lay/ley/

> Dövmek: beat/bi:t/
> Dövüşmek: fight/fayt/
> Dua etmek: pray/prey/

> Durmak,
>> genel anlamda durmak: stop/stop/
>> ayakta durmak: stand/stend/
>> (incelemek anlamında) Üzerinde durmak: emphasise/emfisays/
>> uzak durmak: refrain/rifreyn/, abstain/ıbs’teyn/, avoid/evoyd/
>> söylenip durmak: nag/neg/
>> sözünde durmak: keep word/ki:p wö:d/
>> dik durmak: stick up/stik ap/
>> suyun üstünde durmak: float/flo:t/

> duyurmak: announce/ı’naus/
-E-
> Egemen olmak: dominate/’domineyt/
> Eğitmek: educate/edyukeyt/
> Eklemek: add/ed/
> Elde etmek: acquire, obtain/ı’kwayı, ıb’teyn/
> Endişe etmek: worry/’wari/
> Eri(t)mek: melt/melt/
> Ertelemek: postpone/pıs’poun/
> Esmek(rüzgar): blow/blou/
> Etkilemek: affect/ı’fekt/
> Evlenmek: get married/get merid/
> Ezmek: crush/kraş/

-F-
> Farklı olmak: differ from/difı from/
> Fethetmek: conquer/’konkı/

> Feshetmek,
>> Anlaşma(sözleşme), seçim feshetmek: annul/ınal/
>> Meclis vs. feshetmek: dissolve/dissolv/
>> Belge, oraginazsyon, borç: cancel/kensıl/

> Fısıldamak: whisper/’wispı/
> Fısıldaşmak: whisper to each other/’wispı i:ç adı/

-G-
> Garantilemek: guarantee/gerınti:/
> Gaf yapmak: blunder/blandı/
> Gecikmek: delay/di’ley/

> Geçmek,
>> Ağrı bakımından: pass off/pa:s of/
>> Yara için: heal/hi:l/
>> Sayı miktar bakımından aşmak: exceed/iksi:d/
>> Miras yolu ile malın geçmesi anlamında: pass on/pa:s on/
>> Sınavda başarı göstermek anlamında: pass/pa:s/
>> Gemiyle geçmek: sail/seyl/
>> Bir yerden geçmek: go by/go bay/
>> Karşıya geçmek: get across/get ıkros/
>> Yanından geçmek: pass by/pa:s bay/
>> Zaman söz konusu ise: elapse/ileps/
“the time is elapsing in favour of them= zaman onların lehine geçiyor.”

> Geliştirmek: develop,improve/di’velıp, im’pru:v/
> Gelmek: come/kam/
> Gerektirmek: require/ri’kwrayı/
> Geri çevirmek: reject/ri’cekt/
> Geri dönmek: return/ri’tö:n/
> Getirmek: bring/bring/
> Gezinmek: stroll/stroul/
> Gibi görünmek: seem/si:m/
> Girmek: enter/’entı/

> Gitmek,
>> Bir yerden bir yere gitmek: go/gou/
>> Elbise, Renk vs. için uymak anlamında: go with/gou wit/, suit/suit/
“This dress does not go with your shoes(bu giysi ayakkabına gitmiyor)”
>> Ayrılmak anlamında: leave/li:v/ They are leaving(gidiyorlar.)

> Giyinmek: dress/dres/
> Giymek: wear/weı/
> Göç etmek: immigrate/’imigreyt/
> Gömmek: bury/’beri/
> Göndermek: send/send/
> Görmek: see/si:/

> Görüşmek: interview/intınyu:/
>> confer (with ile): görüşmek, görüşme yapmak
“I will confer this matter with him=bu meseleyi onunla görüşeceğim.”
> Göstermek: show/şou/
> Gözlemek: observe/ıb’zö:v/
> Gülmek: laugh/la:f/
> Gülümsemek: smile/smayl/
> Güvenmek: trust/trast/

-H-
> Hak etmek: deserve/di’zö:v/
> Hakaret etmek: insult/in’salt/
> Haklı olmak: be right/bi rayt/

> Hapsetmek,
>> Hapishaneye koymak: jail/ceyl/
>> Bir yere kapatmak: lock in/lak in/
>> Bir odaya veya hücreye: confine/kınfayn/

> Harcamak: spend/spend/
> Hareket etmek: move/mu:v/
> Hasar vermek: demage/’demic/
> Hata yapmak: mistake/mis’teyk/
> Hatırlamak: remember/ri’membı/
> Hatırlatmak: remind/ri’maynd/

> Havalandırmak,
>> Bir şeyi açık havada bırakmak: air/e:/
>> Bir yere temiz hava vermek: ventilate/ventileyt/

> Hayal etmek: imagine/i’mecın/
> Hayran olmak: admire/ıd’mayı/
> Hayret etmek: wonder/’wandı/
> Hazır bulunmak: attend/’ıtend/
> Hazırlamak: prepare/pri’peı/

> Hissetmek,
>> Duygu için: feel/fi:l/
>> Farkına varma anlamında: detect/ditekt/
>> Sezmek anlamında: sense/sens/

> Hizmet vermek: serve/sö:v/
> Hoşlanmak: enjoy/in’coy/
> Hücum etmek: attack/ı’tek/

-I-
> Isıtmak, ısınmak: heat/hi:t/
> Iskalamak: miss/mis/
> Israr etmek: insist/in’sist/

-İ- > İcat etmek: invent/in’vent/
> İçmek,
>> Genel anlamda: drink/dırink/
>> Çay için: have tea/hev ti:/
>> Sigara ve tütün için: smoke/smouk/

> İddia etmek: assert/ı’sö:t/
> İfade etmek: state/steyt/
> İğrendirmek: disgust/dis’gast/
> İnmek: get off/get of/

> İndirmek,
>> Azaltmak anlamında: reduce/ridyu:s/
>> Fiyat indirmek: reduce
>> Asgari seviyeye indirmek: reduce to minimum
>> (bir şeyi) aşağıya indirmek: get (something) down
>> Yumruk indirmek: thump/tamp/
>> Taşıttan bir kişiyi bir yere indirmek: drop/drop/
Not: Taşıttan “inmek“ ile karıştırılmamalıdır. “inmek= get off”; “indirmek= drop”
> Vitrin vs. gibi kırmak anlamında: pull down/pul doun/
>> Yüksek bir yerden indirmek: take something down.

-K-
> Karar vermek: decide/di’sayd/
> Kararlaştırmak: arrange/ı’renc/
> Karıştırmak: mix/miks/
> Karşı koymak: oppose/ı’pouz/

> Karşılaştırmak,
>> (aynı tipte) iki şey arasındaki benzerlikleri: compare with/kım’peı/
“He compared his pen with mine and decided mine was better. = (kelemini benimkiyle karşılaşırdı ve benimkinin daha iyi olduğuna karar verdi.)”
>> (farklı tipte) iki şey arasındaki benzerlikleri: compare to
“Scientists always compare the world to the other planets in out galaxy.= (bilim adamları dünyayı sürekli galaksimizdeki diğer gezegenlerle karşılaştırır.)”

> Katılmak: join/coyn/
> Katlamak, >> Genel anlamda: fold/faould/
>> İkiye katlamak: fold in two
>> Geriye doğru katlamak: fold back

> Katlanmak: bear, stand/beı, stend/
> Kavramak: comprehend/kıprihend/
> Kaybetmek: lose/lu:z/

> Kazanmak,
>> sınav kazanmak: pass/pa:s/
>> sayı,puan kazanmak: score/sko:/
>> nitelik kazanmak: acquire qualification, gain qualification
>> ekonomik özgürlük kazanmak: become financially independent
>> yasal nitelik kazanmak: gain legal status

> Kesmek,
>> Genel anlamda kesmek: cut/kat/
>> Umudunu kesmek: depair of/dipse:r of/
>> Münasebetini kesmek: break off/breyk of/
>> Dekont kesmek: write a receipt/rayt a resipt/
>> Sözü ikide bir kesmek: punctuate/pankçueyt/
>> Testere ile kesmek: saw/sou/ >> Tırnak kesmek: pare/pe:/
>> Para cezası kesmek: fine/fayn/
>> Balta ile kesmek: chop/çop/
>> Teknik anlamda bağlantıyı kesmek: disconnect/diskınekt/
>> Su, elektrik vs. kesmek: cut off /kat of/
>> Hayvan kesmek, öldürmek: butcher/’baçı/

> Keşfetmek: discover/dis’kavı/
> Kırmak: break/breyk/
> Kıskanmak: envy/’envi/
> Kilitlemek: lock/’lok/
> Kiralamak: hire, rent/’hayı, rent/
> Kok(la)mak: smell/smel/
> Komuta etmek: command/kı’ma:nd/
> Kontrol etmek: control, check/kın’troul, çek/
> Konuşmak: speak/spi:k/ > Korkmak: fear/fiı/
> Korkutmak: frighten/’fraytın/
> Korumak: protect/prı’tekt/
> Koşmak: run/ran/
> Kovalamak: chase, persue/çeys, pıs’yu:/
> Koymak: put/put/
> Kucaklamak: embrace/im’breys/
> Kullanmak: use/yu:z/
> Kurmak: establish/i’stebliş/
> Kurtarmak: rescue, save/’reskyu:, seyv/
> Kurutmak: dry/dray/
> Kuşatmak: surround/sı’raund/ > Küfretmek: swear/sweı/

-M-
> Mahvetmek: destroy/di’stroy/
> Makyaj yapmak: make up/meyk up/
> Mal olmak: cost/kost/
> Mutlu etmek: please/pli:z/

-N-
> Neden olmak: cause/ko:z/
> Nefes almak: breathe/bri:d/
> Nefret etmek: hate/heyt/
> Niyet etmek: intend/in’tend/
> Not etmek: take note/teyk not/,

-O-
> Okumak: read/ri:d/
> Olmak: be, become/bi, bi’kam/
> Oluşmak(-den): comprise/kımp’rayz/
> Onaylamak: confirm/kın’fö:m/
> Oruç tutmak: fast/fa:st/
> Oturmak: sit(down) /sit(daun)/
> Oynamak: play/pıley/

-Ö-
> Ödemek: pay/pey/
> Ödünç almak: borrow/’borou/
> Ödünç vermek: lend/lend/

> Öfkelenmek,
>> Birisine: get angry with someone/get engri wit/
>> Bir şeye: get angry at something/get engri et/

> Öğrenmek,
>> Bilgi edinmek anlamında: learn/lö:n/
>> Haber almak anlamında: get word/get wö:d/
>> Anlamak anlamında (gerçekleri, birinin gizli yüzünü, vs.): know/nou/

> Öğütlemek: gring/graynd/
> Ölçmek: measure/’mejı/
> Öldürmek: kill/kil/
> Ölmek: die/day/
> Önermek: suggest/sı’cest/
> Önlemek: prevent/prevınt/
> Öpmek: kiss/kis/
> Örgütlemek: organize/o’gınayz/

> Örmek,
>> Duvar için: put up
>> Örgü için: knit/nit/
>> Saç için: braid/breyd/

> Örtmek,
>> Kaplamak, kapatmak anlamında: cover/’kavı/;
>> Battaniye ile örtmek: blanket /bılenkit/
>> Branda ile örtmek: canvas/kenvıs/
>> Maske ile örtmek, maskelemek: mask/mask/
>> Çarşaf örtmek: sheet /Şi:t/
>> Açığını örtmek: Cover up one’s fraud
“He coverd up my fraud = Açığımı kapattı.”

> Övmek: praise/preyz/
> Özlemek: miss/mis/
> Özür dilemek: apologize/ı’polıcayz/

-P-
> Parlamak: shine/şayn/
> Parlatmak: polish/’poliş/
> Patlamak: burst, explode/bö:st, ik’sploud/
> Paylaşmak: share/şeı/ > Pişirmek: cook/kuk/
> Pişman olmak: regret & feel regret/ri’gret/
> Postalamak: post, mail/poust, mely/
> Poz vermek: pose/pouz/

-R-
> Rahatsız etmek: disturb/di’stö:b/
> Rastlamak: encounter/in’kauntı/
> Reddetmek: refuse/ri’fyu:z/

> Rica etmek,
>> Genel anlamda yaygın kullanım: request/ri’kwest/
>> Vize talebinde bulunmak: request for visa

> Rol yapmak: act/ekt/
> Rüya görmek: dream/dri:m/

-S-
> Saç tıraşı olmak: have a hair cut/hev ı heıkat/
> Sağlamak: provide/prı’vayd/
> Sahip olmak: have, own/hev, oun/
> Sakınmak: avoid/ı’voyd/
> Saklanmak: hide/hayd/
> Sallamak: shake/şeyk/
> Sarmak: wrap/rep/

> Satın almak: buy/bay/
>> Perakende satın almak: buy retail/bay ri:teyl/
>> Peşin satın almak: buy for cash/bay for ke:ş/
>> Taksitle satın almak: buy on instalment plan/instolmınt plen/
>> Toptan satın almak: buy wholesale/bay houlseyl/
>> Veresiye satın almak: buy on credit/bay on kredit/

> Satmak: sell/sel/
> Savunmak: defend/di’fend/

> Saymak,
>> Sayısını bulmak anlamında: count/kaunt/
>> Saygı göstermek anlamında: respect/rispekt/
>> Sıralamak anlamında: numer/nam’bı/

> Seçmek: choose/çu:z/
> Selamlamak: greet/gri:t/
> Sergilemek: display/dis’pley/
> Sevmek: like, love/layk, lav/
> Seyahat etmek: travel/’trevıl/
> Seyretmek (tv. maç vs.): watch/wo:ç/
> Sınamak: examine/ig’zemin/
> Sıralamak: enumerate/i’nyu:mıreyt/
> Silmek: erase, wipe/ireyz, wayp/
> Sipariş vermek: order/’o:dı/
> Sohbet etmek: chat/çet/
> Sormak: ask/a:sk/
> Söylemek: say, tell/sey, tel/
> Söz vermek: promise/’promis/, pledge/plec/
> Sözünü kesmek: interrupt/intı’rapt/
> Suçlamak: accuse, blame/ı’kyu:z, bleym/
> Süpürmek: sweep/swi:p/

> Sürmek,
>> Araç için: drive/drayv/
>> Başka bir yere göndermek (sürgün): exile/eksayl/
>> Boya,krem vs. için: apply/ıplay/
“Apply this creme on your face= Bu kremi yüzüne sür.”
>> Devam etmek anlamında: continue/kıntinyu:/
>> Dokundurmak anlamında: touch/taç/
>> Hafif bir şekilde: dab/de:b/
>> Tarla sürmek: plow/plau/
>> Zaman almak anlamında: take/teyk/
“This work will take time to complete= Bu işi bitirmek zaman alacak.”

> Sürüklemek,
>> Yerde çekerek götürmek (sürüklemek): drag/dreg/
>> Bir işi yapmaya zorlamak: force somebody to do something
>> Kötü bir sona doğru sürüklemek: drag into

> Sürünmek: creep/kri:p/
> Süslemek: decorate/’dekıreyt/

-Ş-
> Şaka yapmak: joke/couk/
> Şarkı söylemek: sing/sing/
> Şaşırtmak: amaze, surprise/ı’meyz, sı’prayz/
> Şikayet etmek: complain/kım’pleyn/
> Şüphelenmek: suspect/sı’spekt/

-T-
> Tahmin etmek: guess/ges/
> Takdim etmek: present/pri’zent/
> Takdir etmek: appreciate/ı’pri:şieyt/
> Takip etmek: follow/’folou/
> Taklit etme: imitate/imiteyt/

> Talep etmek,
>> Genel anlamda yaygın kullanım: demand/di’ma:nd/
>> Hak talep etmek: claim /kleym/
>> Tazminat talep etmek: claim compensation
>> Ücret talep etmek: charge a fee /ça:c/
>> Ödeme yapılmasını talep etmek: call for funds
>> Randevu talep etmek: ask for an appointment

> Tamamlamak: complete/kım’pli:t/
> Tamir etmek,
>> Onarmak anlamında: repair/ripe:/
>> Çorap için: darn/darn/

> Tanımak,
>> Bilmek anlamında: know/nou/
>> Biriyle ilgili bilgisi bulunmak: know/nou/
>> Bilip ayırt etmek anlamında: recognize/rekıgna:yz/
>> Fark etmek alamında: recognize
>> Varlığını kabul etmek anlamında: acknowledge/e:knolic/

> Tanımlamak: define, describe/difayn, dis’krayb/
> Tanıştırmak: introduce/intrı’dyu:s/

> Tartışmak,
>> Bir görüşü karşılıklı savunmak: debate/dibeyt/
>> Münakaşa etmek anlamında: argue/a:gyu/
>> Bir şey (konu vs.) üzerinde tartışmak: talk something over

> Tartmak,
>> Bir şeyin ağırlını bulmak: weigh/wey/
>> Dikkatle incelemek anlamında: consider/kınsidı/

> Taşımak,
>> Genel anlamda: carry/ke:ri/
>> Bir yerden bir yere götürmek anlamında: carry
>> Boru aracılığı ile bir şeyi bir yere taşımamk: convey/kınvey/
>> Ağırlığını yüklenmek anlamında: bear /be:/
>> Vapurla karşı sahile: ferry/feri/

> Tatmak: taste/teyst/
> Tavsiye etmek: advise/ıd’vayz/
> Tebrik etmek: congratulate/kın’greçuleyt/
> Tercrübe etmek: experience/ik’spiıriıns/
> Tedarik etmek: supply/sı’play/
> Tedavi etmek: treat/tri:t/
> Tehdit etmek: threaten/’tretın/
> Teklif etmek: offer/’ofı/
> Tekme atmak: kick/kick/
> Tekrarlamak: repeat/ri’pi:t/
> Telaffuz etmek: pronounce/prı’nauns/
> Telefon etmek: telephone, phone/’telifoun, foun/
> Temas kurmak: contact/’kontekt/
> Temizlemek: clean/kli:n/
> Temsil etmek: represent/repri’sent/
> Tercih etmek: prefer/pri’fö:/
> Tercüme etmek: translate/trenz’leyt/
> Tereddüt etmek: hesitate/’hesiteyt/
> Terk etmek: abondon/ı’bendın/
> Teslim etmek (ulaştırmak): deliver/di’livı/
> Teslim olmak: surrender/sı’rendı/

> Tespit etmek,
>> Identify: kim olduğunu tespit etmek
>> Appoint: (tarih/gün vb.) tespit etmek
>> Ascertain: (araştırarak) tespit etmek
>> Locate: Yerini tespit etmek
>> Apprise: değer tespit etmek
>> Detect: Tespit etmek, meydana çıkartmak (suç, bilgisayarda bir sorun, teknik bir problem)

> Teşekkür etmek: thank/tenk/
> Teşvik etmek,
>> Özendirmek anlamında: encourage/inkaric/
>> Dolduruşa getirmek anlamında: incite/insayt/

> Tıraş olmak: (have a) shave/hev ı şeyv/
> Tırmalamak: scratch/skreç/
> Tırmanmak: climb/klaym/
> Tokat atmak: slap/slep/
> Toplamak: collect, pick (up) /kı’lekt, pik (ap)/
> Toz almak: dust/dast/
> Tutmak: hold/hould/
> Tutuklamak: arrest/ı’rest/
> Tüketmek: consume/kın’syu:m/

-U-
> Uçmak: fly/flay/
> Ummak: expect/ik’spekt/
> Umut etmek: hope/houp/
> Unutmak: forget/fı’get/
> Uyanmak: wake up/’weyk ap/
> Uyarlamak: adapt/ı’dept/

> Uymak,
>> Bağlı kalmak (yönetmelik, kural, anlaşma) anlamında: abide/ıbayd/
“Please abide by the rules= Lütfen kurallara bağlı kalınız.”
>> Ölçü için: fit/fit/
“This dress fits me= Bu elbise bana uyuyor.”
>> Elbise, Renk vs. için: go with/gou wit/, suit/suit/
“This dress does not go with your shoes=Bu giysi ayakkabına uymuyor”
>> Sayı ve rakam için: check/çek/

> Uyumak: sleep/spli:p/
> Uyuyakalmak: fall asleep/fo:l ı’sli:p/
> Uzanmak: lie down/lay daun/

-Ü-
> Üflemek: blow/blou/
> Üretmek: produce/prı’dyu:s/
> Ütülemek: iron/’ayrın/

-V-
> Var olmak: exist/ig’zist/
> Varmak,
>> Bir istasyona, otobüs terminaline, havaalanına, sahile vb. gelmek varmak için: arrive at/’ırayv et/
>> Bir ülkeye, şehre varmak, gelmek için: arriven in

> Vazgeçmek: quit/kwit/
> Vermek,
>> Genel anlamda: give/giv/
>> Yiyecek ve içecek için: serve/sö:v/
“Unfortunately, they don’t serve ice =Maalesef, buz vermiyorlar.”
>> Kan vermek: donate/douneyt/
>> Ödül vermek: confer /konfö:/; award /avo:d/
>> Confer power: yetki vermek
>> Confer rights: hak vermek
>> Teklif vermek: offer/ofı/
>> Son vermek: put an end to…
“You must put an end to this.=Bu işe bir son vermelisin.”
>> Fiş vermek: receipt /risi:t/
>> Ödünç vermek: lend /lend/

> Vurmak: hit/hit/
-Y-
> Yağlamak,
>> Yağ sürmek anlamında: oil/oyl/
>> Sürtünen iki yüzeyi yağlamak: lubricate/lu:brikeyt/
>> Övmek, yağ çekmek anlamında: flatter/fletı/
>> Yağmur için (sağanak şeklinde): pour/po:/

> Yakalamak: catch/keç/
> Yaklaşmak,
>> Yer için: approach/ı’prouç/
>> Zaman için: near/niı/
“It was nearing to 10 o’clock = Saat ona yakşalıyordu”
>> (alınan bir karara) Sıcak yakşaşmak: agree with/at

> Yakmak,
>> Araba için (benzin vs.): use/yu:z/
>> Ateşle yok etmek anlamında: burn/bö:n/
>> Kimyasal madde için: burn/bö:n/
>> Aydınlatmak anlamında: light/layt/
>> Kibrit için: strike/strayk/

> Yalamak: lick/lik/
> Yalvarmak: plead/pli:d/
> Yanlış anlamak: misunderstand/misandı’stend/
> Yansıtmak: reflect/ri’flekt/

> Yapıştırmak,
>> Genel anlamda yapıştırmak: stick on/stik on/
>> Duvarlara yapıştırmak: plaster/’plestı/
>> Kartona yapıştırmak: mount/maunt/
>> Pul yapıştırmak: stapm/sıtemp/

> Yapmak,
>> Oluşturmak anlamında yapmak: make/meyk/
>> Onarmak anlamında yapmak: mend/mend/
>> İfa etmek (faaliyet, hareket,icra,eylem,iş) anlamında yapmak: do/du/

> Yaratmak: create/kri’eyt/
> Yardım etmek: help/help/
> Yasaklamak: forbid/fı’bid/
> Yaşamak: live/liv/

> Yatırmak,
>> Parayı işlemek anlamında: invest/invest/
>> Yatık duruma getirmek: lay down/ley doun/
>> Para yatırmak(bankaya vs.): deposit/dipozit/
>> Hastaneye yatırmak: hospitalize/hospitılayz/

> Yayın yapmak: broadcast/’bro:dka:st/
> Yaymak: spread/spred/

> Yazmak,
>> Genel anlamda: write/rayt/
>> İlaç(reçete) yazmak: prescribe/priskrayb/
>> Kaydetmek anlamında: register/recistı/
>> Daktilo yazmak & Bilgisayarda yazı yazmak: type/tayp/

> Yemek: eat/i:t/
> Yenmek: defeat/di’fi:t/
> Yer ayırtmak: book, reserve/buk, ri’zö:v/

> Yerleştirmek,
>> Genel anlamda & yaygın kullanım: pleace/pleys/
>> asker yerleştirmek: post
>> insanları bir yere yerleştirmek: settle
>> eşyayı belli bir şekilde yerleştirmek: arrange
>> bomba yerleştirmek: plant a bomb
>> kalacak yer sağlamak anlamında yerleştirmek: accommodate
>> Vida vs. Yerine oturması, uyması anlamında: fix
>> Teknik anlamda yerleştirmek, içine koymak: insert /insö:t/
>> Bir kelime veya ifadeyi uygun bir bağlama yerleştirmek: contextualize/kınteks’çurilays/ >> Bir kimseyi bir yere/ birinin yanına yerleştirmek: quarter/kwoutı/

> Yetişememek: miss/mis/
> Yetişmek: catch/keç/

> Yetiştirmek,
>> Çocuk yetiştirmek: bring up/bring ap/
>> Eğitim (öğrenci vs.) için: educate/edyukeyt/
>> Hazır olmasını sağlamak: get something ready.
“Can you get the works ready untill evening. =işleri akşama kadar yetiştirebilir misin?”
> Yoksun olmak: to be deprive of.
“The people are deprived of every right in dictator regimes.= Diktatör rejimlerde halklar, her haktan yoksun olurlar.”
> Yol göstermek: guide/gayd/
> Yönetmek: direct/day’rekt/
> Yumruklamak: punch/penç/

> Yüklemek,
>> Bir araca koymak: load/lu:d/
>> Elektrik gücü vermek: charge/ça:c/

> Yürümek: walk/swim/
-Z-
> Zannetmek: suppose/sı’pouz/
> Zarar vermek: harm/ha:m/
> Ziyaret etmek: visit/’visit/
> Zorlamak: force/fo:s/

 

 

 

Konu başlıkları: verbs, ingilizce fiiller, list of verbs, everyday words in english,ingilizcede fiiller,vocabulary list of verbs

 

 


comment

Yorumlar

Her türlü görüş ve önerilerinizi aşağıdaki yorum panelinden bırakabilirsiniz.
 


comment YORUMLAR

Her türlü görüş ve önerilerinizi aşağıdaki yorum panelinden bırakabilir, kafanıza takılanları veya merak ettiklerinizi sorabilirsiniz.

Bu makaleye 1 yorum yapıldı.
category 28-08-2018
Ruşen

Emeginiz için çok teşekkürler.




new YORUM YAZ


HAKKIMDA

info hepingilizce.com, 2014 yılı başında yayına girmiş olup, sizlerden gelen destek ile de her geçen gün daha da gelişmektedir.
Tek başıma hazırlamış olduğum bu İngilizce eğitim sitesi; tüm seviyeden onlarca üniteden oluşup, dersler en temel İngilizce konularından başlayarak, ileri seviyeye kadar olan İngilizce konuların hemen hemen hepsini kapsamaktadır. İngilizce konuların anlatımlarını sadece ve sadece ben yapmaktayım. Yani İngilizce ders ve konu anlatımları tamamen özgündür.İnternet ortamında İngilizce eğitim içerikleri sağlayan web sitelerinin neredeyse %90'ı, içeriklerini birbirlerinden ÇALARAK yayınlamaktadırlar. Başka sitelerdeki içerikler bu sitede asla barındırılmaz.
İngilizce Dersler, öğrenenlerin sıfırdan başlayacağı şekilde hazırlanmış olup İngilizceyi hiç bilmeyen biri bile kendi başına oturup kolayca İngilizce konularını anlayıp pekiştirebilir.

Devamı »





İLETİŞİM

iletişim Taleplerinizi iletişim formu aracılığıyla direkt olarak bana iletebilirsiniz.
İletilerinize cevap verebilmem için mutlaka gerçeli bir e-posta adresi girin. Gönderdiğiniz iletiler en kısa sürede cevaplanacaktır. Girdiğiniz bilgiler asla üçüncü taraflarla paylaşılmaz. İletilerinizi iletişim formu aracılığı ile direkt olarak iletebileceğiniz gibi, kendi e-posta sunucunuzu kullanarak da mail adresime iletebilirsiniz.

İletişim Formu »




© 2020 - hepingilizce.com | Tüm hakları saklıdır.